Nisanın on beşi. Geç kaldım. Eve dön ve unuttuğun uyku tulumunu al. Azman bir bahar yağmurunda iyice ıslanmış ayaklar. Derneğin büyük tahta kapısı, Üç Kapılar’dan aşağı sallanınca iki sokak arkada kalıyor. Eşikte sarmalayan bir gülümseme, sıcacık karşılanıyorum. Hangisi olduğunu hatırlamıyorum, kahvaltıdan geriye kalmış taneli meyvelerden birazı, masanın üzerinde. Sohbet henüz süreksiz, herkes biraz bahçe tavanıyla konuşuyor. Kendi adıma gergin bir rahatlık duyuyorum, başlangıç için yeterli diyorum.

Önümüzdeki iki haftadan bahsediyoruz, “konuştuğumuz iyi oldu” diyor Onat. Bence kimsenin aklından tecrübe ettiğimizle örtüşen bir görüntü geçmemiştir. Ben bu esnada hamakta okuyacağım hangi kitap için ne kadar hissedebildiğimi yokluyorum mesela. “Bu sıcakta hamak keyfi yapılır mıydı? Bira da sıcaktan bir şeye benzemezdi şimdi, hızlı içerdim ama yine de okuduğuma yetişecek kadar değil.”

Serdar, yeni nesil adetlerine ayak uydurmak üzere, uğurlama fotoğrafımızı çektikten sonra yollara döküldük. Herkese birer çadır, herkeste birer dev çanta, yüklemişiz arabaya, dikiz aynasından bakınca arkası görünmüyor. Neredeyse her akşam indirildi o bagaj, baştan sona ve yine her sabah yeniden yerleştirildi.

Şimdi düşününce aklıma gelen, ilk gece, herkes kendi çadırına çekildikten sonra odun ateşinin dumanına aldırmadan, o sönene kadar inatla oturduğum sandalye. Sonra is tutan yağmurluğum ki kamp sonuna dek giydim onu. Bir de son günlerin keyfi: hamak, deniz, kitap, kahve, şarap, sohbet yani Likya üzerinde bir tuhaf, ancak yürüyüşçülerin varlığıyla can bulan Üzüm İskelesi işte. Arası çok silik ama epey yorulduğumu bilirim.

Uçurum kenarında uyuyakalmak yorgunluğun kaçıncı seviyesi?

Can sıkıcı şeyler de oldu, hep oluyor, hep olur zaten ama birbirini bilmeyen beş fazlasıyla ayrık insanın iki koca haftayı yalnızca sıyrıklarla, dip dibe geçirebilmesi de az şey değil. Bundan iyisi can sağlığı! Geriye kaldı kırmızı beyaz boyalı kıyafetler, güneş yanıkları, biraz şuradan biraz buradan manzaralar, alınan yollar, kalınan ve aklın köşesinde de kalıveren yerler… Yağmur sonrası yerler çamurdu da sıvası yeni bitmiş ara kata çadır mı kurmadık; gün sonunda parkurdan çıkıp, yorgun argın, köy yerinde filtre kahve ikramına konunca havalara mı uçmadık; öldük bittik demeden her akşamüstü, Patara’da gün batımına, kum tepelerine doğru mu döndürmedik tekerleri… Başka… Öğle molalarında, su kemerlerinin dibinde zırtlı pırtlı ekmekler mi kemirmedik; kolların bacakların bir kısmını, balta girmemiş orman kıvamlı patikalarda heba mı etmedik; boya değil de budama yapmak için az mı kapıştık makasları; hadi olmadı da boyalara geldiysek bu kez de kırmızıyı beyazdan kayırmadık mı ya! Bir parkurun iki farklı ucundan iki ekip çıkıp ortada buluşamadığımız, güya bulmaya buldurmaya çıktığımız patikanın içinde kaybolduğumuz da oldu. Köy kahvesinden söylenen çayla öğlen kumanyamız patates salatasını gömdük; dere kenarlarında geçiş yolları aradık, bir yukarı bir aşağı; yorgunluktan kafalar kısa devre yaptığında sanki farklı dillerde konuşuyor gibi olduk, hal böyle olunca sersem sersem sırıttık. Rüzgâr sıcak sıcak eserken, arabanın arka koltuğunda, uyur uyanık, bir sürü şarkı mırıldandım.

 Patara gün batımları!

Her yeni şey, bir yeni tecrübe ve Likya Yolu’na iz bırakabilmiş olmak çok güzel. Şimdi patikalar yürüyüşçüleri daha sevecen karşılıyor olacaklar (en azından bir süreliğine! ta ki çalılar tekrar hükmedene ve güneş sürdüğümüz boyaları afiyetle yiyene dek) ve köylerde misafirlerini ağırlamayı bekleyen mütevazi işletmecilerin de gözleri yollarda kalmayacak, umarım. Samimiyetleri, ilgileri için Kültür Rotaları Derneği’ne, Kate’e ve Serdar’a; bu süreçte bizimle sofralarını paylaşan, tesislerinde ağırlayan, birçok konuda yardımcı olan Gavurağılı’nda Karadere Park Orman’a, Üzümlü’de Gaz Kesmez Margaz Cuisine&Camping’e, Patara’da Flower Pansiyon’a ve Gökçeören’de Yeşil Pansiyon’a teşekkürler. Benim için en büyük teşekkür, elbette, yol arkadaşlarımın; Lara’nın, Gökhan’ın, Can’ın ve her şey yolunda gitsin diye çok uğraşan Onat’ın.

Fulya Duman

Write a comment:

*

Your email address will not be published.