Avrupa Konseyi Kültür Rotaları’nın 14. Forumu, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) ve Kültür ve Turizm Bakanlığı ev sahipliğinde, 22–24 Ekim 2025 tarihleri arasında Kapadokya’da gerçekleşti. Teması “Kültür Rotaları ve Peyzajlar” olan etkinlik, peribacalarıyla çevrili Kapadokya’da, Avrupa Peyzaj Sözleşmesi’nin 25. yıldönümünü hatırlamak için oldukça uygun bir ortam sundu. Konuklar, boyalı kiliseleriyle ünlü Kapadokya’daki UNESCO alanlarını ziyaret etmenin yanı sıra, özel olarak oyularak oluşturulmuş bir mağarada yer alan Güray Müzesi’ni gezdiler; şarap tadımından doğa yürüyüşüne kadar uzanan çeşitli etkinliklerin tadını çıkardılar.
Toplantının ana amacı, iklim değişikliği çağında Avrupa peyzajlarının ve bunlarla bağlantılı kültür rotalarının hassasiyetine dikkat çekmekti. Konuşmacılar, mirası yorumlamanın yeni yollarını ve kırsal bölgelerde yaşayan halk ile turist akışı arasında ilişkiler kurmanın yöntemlerini de tartıştılar.
Bu yıllık toplantı, mevcut rotaların ve uzmanların kendi rotalarını tanıtma ve kaydedilen ilerlemeleri paylaşma fırsatı da sunmuş oldu. Rotalar üç türde sınıflandırılıyor:
• Doğrusal rotalar, genellikle bir hac güzergâhını izleyen, birkaç komşu ülkeden geçen, kesintisiz yürüyüş rotalarıdır. Bu türün bir örneği olan Via Francigena, Fransa, İsviçre ve İtalya’daki ulusal yürüyüş dernekleri tarafından işaretlenen patikalar ve kırsal yollar ağı üzerinden yürüyüşçüleri Roma’ya, oradan da Güney İtalya’ya ulaştırıyor.
• Küme rotaları, birkaç ülkedeki önemli tematik merkezler etrafında şekillenir ve genellikle yerel yürüyüş parkurlarını içerir. Iter Vitis (Şarap Rotası) bu tür rotalara örnektir ve Kapadokya bu tematik rotaya katılmak için mükemmel bir konum sunar. Transhumance Rotaları da bu gruba bir diğer örnektir; Türkiye’den İzmir yakınlarındaki Efeler Yolu, bu rotaya kısa süre önce dahil olmuştur. Toplantıda Simone Messina ve Ece Pakkanlılar, iklim değişikliğinden ciddi şekilde etkilenen ve Akdeniz’in birçok bölgesinde kaybolmakta olan geleneksel çoban yaşam tarzına dayanan bu tema hakkında sunum yaptılar.
• Üçüncü tür ise bireysel yapılar veya mekânlar üzerine kurulu rotalardır; örneğin Tarihi Kafeler Rotası bu gruba girer.
Ana gündemin yanı sıra, rotaları geliştirenlere danışmanlık yapan bilimsel uzmanlar ve her ülkeden idari temsilciler de yan etkinliklerle bir araya geldi. Açılış konuşmaları ve resmi protokol konuşmaları her zamanki gibi yapıldı; ancak kısa tutuldu. Konferans sunum açısından oldukça resmiydi; ilginç konuşmacıların dinleyicilerden soru almasına izin verilmedi. Zaman kısıtlamaları ve yenilikten yoksun konuşmalar katılımcıları hayal kırıklığına uğrattı; oturumların bazı bölümlerinin küçük ilgi gruplarına ayrılması ve konuların daha gayriresmî biçimde tartışılması daha verimli olabilirdi. Bazı delegeler, rotalarının sertifikasyon başvurularında destek ve tavsiye almak amacıyla oradaydı; bu da forumun asıl amacının dışında olup biraz dikkat dağıtıcıydı.
Kısa süre önce katıldığım 4. Patika ve Yürüyüş Yolları Konferansı sonrasında, özellikle hac rotalarının oluşturucularının Avrupa Yürüyüşçüler Birliği (ERA) ve Avrupa Dağcılık Birliği (EUMA) ile onların ulusal üyelerine olan borçlarının ne kadar farkında olup olmadıklarını düşündüm. Çünkü Avrupa’nın muhteşem patika ağını yaratan, işaretleyen, bakımını yapan, haritalayan ve dijital yöntemlerle kayıt altına alan bu iki örgütün gönüllüleridir.
Avrupa Konseyi Kültür Rotaları ile bu iki kuruluş arasında resmi bir koordinasyon bulunmuyor; haritalama veya bakım teknikleri konusunda bilgi paylaşımı, istatistiksel değişim ya da gönüllülere finansal destek yok. İki grubun profili de oldukça farklı: yürüyüşçüler ve dağcılar daha pratik, aktif kişiler olup rota boyunca hizmet sağlayıcıları destekleyen bir rol oynarken; kültür rotası uzmanları çoğunlukla akademisyenlerden oluşuyor ve kültür veya tarihin belirli bir yönü üzerine araştırma yürütüyorlar; ancak rotalar üzerindeki insanların günlük yaşamına pek katkıda bulunmuyorlar.
Bu iki profil aslında birbirini tamamlayabilir ve güçlendirebilir; ancak bunun gerçekleşebilmesi, yürüyüş rotalarını kullanan Avrupa Konseyi Kültür Rotaları ile Lüksemburg’daki ana örgütün, yerel yürüyüş ve dağcılık kulüpleriyle paralel ilişkiler geliştirmesi ve federasyonlarla resmi iş birliği anlaşmaları yapmasıyla mümkün olabilir. Bu iş birliğinin amacı, harita uygulamalarında tarihî ve kültürel verilerin kullanıcıya sunulmasını sağlamak olabilir.
Patikalar ve rotalar binlerce yıl içinde gelişmiş peyzaj öğeleridir; yerleşimleri birbirine bağlayan, doğal olarak oluşmuş güzergâhlardır. Çok az yerleşim yeri zaman içinde tamamen yer değiştirmiştir; önem dereceleri değişebilir, ancak konumları ve aralarındaki yollar genellikle sabit kalır. Motorlu taşımacılığa geçtiğimizden beri, binlerce yıldır kullanılan bu yollar daha geniş, daha az eğimli ve daha uzun asfalt yollarla baypas edilmiştir.
Yürüyüş yollarının tarihsel süreçteki gelişimini belgelemek, dağlık veya seyrek nüfuslu bölgeler dışında hızla kaybolmakta olan köklü bir kültürel geleneği korumaya yardımcı olur. Rotaların ve patikaların dijitalleştirilmesi, yürüdüğümüz yerler hakkında tarihî verilerin hem kaydedilmesini hem de sunulmasını sağlayabilir.
Yürürken aslında, kelimenin tam anlamıyla, bizden önce o yolları adımlamış insanların izinden gidiyoruz. Günümüz teknolojisi, bu iki kullanıcı grubunun bilgi ve becerileriyle birleştiğinde, bizden önce yürüyenlerin hikâyelerini yeniden görünür kılabilir.
Write a comment: