Kültür Rotaları Derneği’nin proje koordinatörü olduğu, British Council’ın Kültür Yoluyla Bağlantılar programı tarafından desteklenen Sounding Art Trail projesinin Birleşik Krallık etabı, North Downs Way rotası üzerinde başarıyla tamamlandı. İklim çöküşü nedeniyle risk altında olan yürüyüş rotaları üzerindeki noktalara ses ve sanat yoluyla dikkat çekmeyi amaçlayan bu proje, Birleşik Krallık ve Türkiye arasında sanat ve yürüyüş yoluyla bir bağ kurmayı amaçlıyor.
Saha gezisi kapsamında Birleşik Krallık’taki Kent ve Surrey bölgelerinde yer alan Dover Müzesi ve Canterbury Katedrali gibi noktaların yanı sıra, projedeki partner kurum olan North Downs Way’in önceki projelerinden olan North Downs Way Sanat Yolu için üretilmiş mekâna özgü yerleştirmeler ziyaret edildi.
Projedeki bağımsız sanatçılar olan Dystopic Symptoms ve KRD proje koordinatörlerinden oluşan proje ekibi, 15–17 Mart tarihleri arasında Dover, Chilham, Canterbury ve çevresini kapsayan saha gezisi; ses, hafıza, endüstri ve ekoloji arasındaki ilişkileri yerinde deneyimlemeye odaklandı. Bu saha gezisi sırasında ayrıca, North Downs Way yürüyüş rotası üzerinde, daha sonra üretilecek ses peyzajları için ses kayıtları toplandı.
Saha Gezisi: Dover ve Kıyı Hattı
16 Mart’ta Dover’de Dover Müzesi ziyaretiyle başlayan program, göç ve denizcilik tarihine dair katmanlı anlatılar üzerinden rotayı okumaya bir giriş sundu.
Ardından North Downs Way’den Peter Morris’in rehberliğinde kıyı hattı boyunca ilerleyen ekip, North Downs Way sanat rotası üzerindeki yerleştirmeleri deneyimledi.
Alma Tischlerwood’un We Are All Winners adlı işi, sahil boyunca gündelik yaşamın içine yerleşerek kamusal alanda karşılaşma, katılım ve rastlantı üzerine düşünmeye imkan sağlayan bir iş. Üzerinde “victores sumus omnes” (Hepimiz Kazananız) yazan bu eser, soğuk suda yüzenlerin bile geçtiği canlı bir sahil manzarası eşliğinde neşeli ve hafifçe şakacı bir son nokta sunuyor; uzun bir yürüyüşü tamamlamanın sessiz başarısını kutlamak için biçilmiş kaftan bir yer haline geliyor.
Rotanın en çarpıcı duraklarından biri olan Abbots Cliff Sound Mirror, radar öncesi dönemde yaklaşan uçakları tespit etmek amacıyla inşa edilmiş bir yapı; adeta devasa bir beton kulak idi. Bu yapı bugün ise peyzajla kurulan işitsel ilişkinin tarihsel bir izi olarak varlığını sürdürüyor. 1928 yılında erken uyarı sisteminin bir parçası olarak inşa edilen bu yapı, bugün hem anıtsal hem de esrarengiz bir hava yaratıyor; manzaranın sessizliğini yankılarken, uzak tehditlerin beklentisiyle şekillenen bir geçmişe işaret ediyor.
After the Black Gold ise bölgenin kömür madenciliği geçmişine ve bunun çevresel-toplumsal etkilerine odaklanarak, peyzajın endüstriyel hafızasını görünür kılıyor. Woolage’ın madencilik mirasını doğrudan yansıtan, çarpıcı ve sağlam bir yapı olan bu eser, arkasındaki oyulmuş ahşap paneller sayesinde daha da anlam kazanıyor. Ziyaretçilerin bu panellere kazıdığı kuş ve kafes motifleri, kömür madenlerinde zehirli gazlara karşı erken uyarı sistemi olarak kullanılan kanaryaları ustaca yansıtıyor.
- Dover
- Hiking along the North Downs Way
- Sound Mirror
- Recording at “Feel Our Voice”
Saha Gezisi: Canterbury ve Çevresi
17 Mart’ta proje ekibi iç kesimlere yönelerek ve doğa ile kırsal bağlamda konumlanan yerleştirmeleri ziyaret etti.
Tchonova & La Roi imzalı Coppice Oratory isimli bölgedeki kestane ağaçlarından yapılan mimari yapı ziyaretçileri durmaya, dinlemeye ve çevresel seslere odaklanmaya davet eden meditatif bir alan sundu. Son derece hassas ve mekana duyarlı bir eser olan bu ‘oratoryum’, onu üreten mimarların uygulamalı çalışma sürecini yansıtıyor; her bir parçayı kesip şekillendirdikleri yakındaki açıklık, bu süreci daha da somut hale getirerek, heykeli ormanlık ortamın içine derinlemesine yerleştiriyor.
Kezia Cole’un Feel Our Voice adlı işi ise, kolektif ifade ve katılımı öne çıkararak, sesin sosyal ve paylaşımcı boyutunu görünür kıldı. En ilgi çekici eserlerden biri olan bu bankın dalgalı, kaburga benzeri şekli, ziyaretçiler yanından geçerken algı ve sesle bir oyun kuruyor. Bir zamanlar planlanan bir güneş enerjisi projesi nedeniyle tehlike altında olan meyve bahçeleri içindeki konumu, yansıttığı manzaraya sessiz bir kırılganlık hissi katıyor.
- “After The Black Gold”
- Coppice Oratory
Otford’da Ses Yürüyüşü Atölyesi
Saha gezisinin ardından, 20 Mart’ta Otford’da Walk Listen Create’ten Andrew Stuck kolaylaştırıcılığında bir Ses Yürüyüşü Atölyesi gerçekleştirildi.
Atölyede farklı şehirlerden bir araya gelen katılımcılar, yürüyüş, dinleme ve üretim pratiklerini birlikte deneyimleme şansı buldular. Katılımcılar önce North Downs Way elçisi ve Otford topluluğundan Chris Sutton ile Otford çevresindeki önemli noktaları gezerek; Andrew’un kolaylaştırıcı egzersizleri aracılığıyla, gündelik çevreyi yeni bir dikkat ve farkındalıkla keşfedip; ses kaydetme teknikleri üzerine bilgi sahibi oldu. Atölye ayrıca kayıt, kurgu ve coğrafi konumlandırma üzerine pratik ipuçları sunarak, gündelik araçlarla üretim ve dikkatli dinleme pratiklerini teşvik etti.
Sonraki Adım: Likya Yolu
Projenin bu ilk etabının ardından, bir sonraki aşama Mayıs 2026’da Türkiye’de Likya Yolu üzerinde gerçekleşecek. Mekâna özgü üretimler, ses odaklı araştırmalar ve katılımcı süreçler bu yeni bağlamda yeniden ele alınacak.










Write a comment: